Son birkaç gündür kimi medya organlarında, FT'de yayınlanmış bir yazı "Amerika Türkiye'yi KAybediyor" başlığı altında yayımlanmaktadır. Öncelikle Gideon Rachman'ın yazdığı yazının başlığı orjinal olarak "Amerika Özgür Dünyayı Kaybediyor" ama Türkiye'de eksen kayması tartışmalarına güzel bir katkı olsun diye "Amerika Türkiye'yi Kaybediyor" diye yeni bir başlık üretilmiş. Evet, Amerika 1945'ten beri liderliğini sürdürdüğü "özgür" dünyanın liderliğini kaybediyor, çünkü dünya üzerinde yükselen yeni güç merkezleri Amerika'nın oluşturduğu düzen ile gidebilecekelri fazla alan olmadığının farkındalar ve bu nedenle kendi ajandalarını uygulamak konusunda ısrarcılar, Türkiye bu ısrarda sıraya giren son ülkedir. kısacası Baba Bush'un ilan ettiği "Yeni Dünya Düzeni"nin ki, soğuk savaş alanının ABD lehine genişletilmesinden başka birşey değildi, 20 yıl geçmeden çöküşünü izlemekteyiz; bir anlamda gerçek "soğuk savaş düzeni" çöküyor. Elbette bu soğuk savaş düzeninin çökmesinden rahatsızlık duyanlar bulunmaktadır. Bunların başında da ABD gölgesinden beslenerek küresel sömürüye devam eden ülkeler ve lobiler geliyor. Meşhur "eksen kayması" tartışmalarına da bu çerçeveden bakmak lazım, Türkiye mevcut gölgeden ne kadar uzaklaşırsa ve güneşe çıkarsa, söz konusu lobiler tarafından suçlanacaktır. Rachman,yazısında Türkiye'yi bölgesinde en önemli demokratik ülke olduğunu ifade ediyor, bu bile başlı başına önemli bir saptamadır. Ancak Rachman Türkiye'nin son dönemde "ABD Düşmanları -İran, Hizbullah, Hamas vb.-" ile girdiği ilişkilere atıf yapıyor ve İsrail'e karşı artan düşmanca tavrı da vurgulamaktan kaçınmıyor. bu söylemin ABD'deki neo-con ve yahudi lobilerinin bakış açısıyla birebir uyuştuğunu görmek mümkün. Türkiye'nin inisiyatif alma bölgesel statükoyu değiştirme girişimlerinin, mevcut lobinin planlarıyla uyuşmadığı açık; en son Mısır'ın Gazze'ye Yardım Girişiminin, Gazzeye girişini engellemesi bile, bölgedeki İsrail yanlısı statükonun ne kadar kuvvetli olduğunu ortaya koymaktadır. Arap Dünyasının ünlü entelektüellerinden Rami Huri'nin bir yazısında ifade ettiği gibi "Türkiye Ortadoğu'daki Tek Gerçek Ülke" ve etkisi arttıkça, bölgedeki rejimlerin temeli gerçekten sarsılacaktır...
Bu noktada eklemek isterim ki, Türkiye'deki mevcut hükümetin dış politika yaklaşımı, Obamanın bölgemizde uygulamak istediği dış politikaya en çok yardımcı olan argüman, mevcut İsrail yönetimi, neo-conlar ve onların desteklediği rejimler söz konusu dış politikanın akamate uğraması için ellerinden geleni ardına koymuyorlar. Türkiye'nin içinde (ergenekon, kürt meselesi vb.) ve dışındaki tartışmaları/mücadeleyi ve aşağıdaki gibi haberleri bu gözlüklerle okumakta fayda bulunmaktadır. Bu çerçevede şu yazıların okunmasının elzem olduğunu düşünmekteyim:
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1182422&AuthorID=58&Date=06.01.2010&b=Dis%20politikada%20Davutoglu%20doktrini&a=Sami%20Kohen
http://taraf.com.tr/makale/9364.htm
Yükselen yeni güçlerin, soğuk savaş düzeninin gölgesinden çıkma girişimleri ve yeni bir sistem oluşturmak konusundaki faaliyetlerinde Çinle yakınlaşmalarından daha doğal birşey olamaz bunu da belirtmem gerekiyor, 11 eylül sonrası ABD'nin küresel kamuoyunda gözden düşmesi ve sonrasında yaşanan ekonomik kriz, bu anlamda birçok fırsat kapısını açmış bulunuyor; Cumhurbaşkanı Gül'ün demokratik açılım süreci öncesi sarfettiği sözleri de bu bağlamda okumanın anlamlı olacağını düşünüyorum...
Sernur Yassıkaya
06.01.2010
Günün Sözü
"Dünya, hayatına insansız başladı, hayatını insansız sona erdirecek."
Claude Lévi Strauss
Claude Lévi Strauss
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder