AK Parti, örneğin Beşiktaş Belediye Başkanlığı için niçin bir ANAP'lı transfer etmeye gerek duydu da, İlçe Başkanı'nı aday göstermedi?
Muhafazakar gazeteler, niçin hiçbir mesleki ve entelektüel yetkinliği olmayan liberal yazarları parlatıyor da, organik yazarlarını geri plana atıyor?
Artık bu ve benzeri soruları tartışmanın Türkiye'nin normalleşmesine katkıda bulunacağına inanıyorum.
Örneğin, uzun bir zamandır kamuoyu nezdinde AK Parti'yi zor durumda bırakacak eylemler ve demeçlerin genelde bu partiyi besleyen Milli Görüş, tarikatlar,
cemaatler, İslamcı oluşumlardan veya muhafazakar merkezden gelen 'organik AK Partili'lerden kaynaklanmadığını gözlemliyoruz.
Bu bize, 'değişerek gelişme' sürecinin, AK Parti ile birlikte toplumun muhafazakar kesimlerinin tümüne bir politik sıçrama ile birlikte bir entelektüel sıçrama da yaşattığını düşündürüyor. Benzeri bir değişimi eşzamanlı olarak laikçilerin yaşadığını da söyleyebiliriz.
Konu sosyologların ilgi alanına girmeli.
Benim hissiyatım, 'Gelenekten AK Partili'lerin bugünkü 'zihniyet evreni'nin toplumun büyük kesimlerinde güven duygusu inşa etmeye başladığı yönünde.
Keza, yeni kabinenin bu dinamik göz önünde bulundurularak dizayn edilmeye çalışıldığını düşünüyorum.
Öte yandan, statüko nezdinde AK Parti'ye ilgi kazandıracağı düşüncesiyle içerilen liberal figürlerin ise bu güveni sarstığını görüyorum.
AK Parti iktidarı süreci; İslamcı geleneklerden gelen politikacıların da, düşünür ve yazarların da meslektaşlarını çok aşan bir zihinsel sıçrama yaşamalarına sebep oldu.
Özel hayatlarında ne kadar muhafazakarlarsa, başkaları için de demokrasi ve özgürlüklere o derece açıklar.
Toplumla organik bağları; aynı zamanda devlet ve Cumhuriyet Müktesebatı ile bir çatışma içine girmenin anlamsızlığını ve Cumhuriyet Müktesebatı'ndaki sapmaları tashih etmenin toplumun tümünü rahatlatabileceğini gösterdi onlara.
İşin ilginci, en şedid laikçi kesimlerin bile bugün artık, İslami geleneklerden yetişmiş ve bir zihniyet sıçraması gerçekleştirebilmiş yüksek ahlaklı figürleri; 'liberalist aracı'lara tercih etmesi oldu.
Ben medya çevresinde de, politik çevrelerde de bu değişimi gözlemleyebiliyorum.
O halde...
Türkiye muhafazakarlığının, artık toplumun tüm kesimleriyle kurduğu doğal ilişkiyi bozabilecek 'liberal profesyonel'lerle arasına bir mesafe koyması gerekecek gibi görünüyor.
Artık bir Şevki Yılmaz, bir Hasan
Mezarcı çıkmayacağı anlaşıldı, anlaşılmasına ama...
Başka potlar kırmaya, muhafazakar cumhuriyetçiler değil, 'liberal siyaset ve medya profesyonelleri' aday gibi duruyor.
Günün Sözü
"Dünya, hayatına insansız başladı, hayatını insansız sona erdirecek."
Claude Lévi Strauss
Claude Lévi Strauss
28 Eylül 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder