Günün Sözü

"Dünya, hayatına insansız başladı, hayatını insansız sona erdirecek."
Claude Lévi Strauss

4 Aralık 2009 Cuma

Türmen: AKP otoriter yönetime yöneldi

ABD'de konferans veren eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıcı Rıza Türmen, AKP'nin 'demokratik otoriter' bir yönetime yöneldiğini söyledi. Toplumun İslamlaştırıldığını savunan Türmen, “20 yılda Türkiye'nin, Cumhuriyet'in kurucu değerleriyle ilgisi olmayan bambaşka bir ülke olmasından korkuyorum” dedi.


Washington’da düşünce kuruluşu Woodrow Wilson Merkezi’nde ‘İnsan Hakları ve Dış Politikada Türkiye’nin İstikameti’ konulu konferans veren Türmen, iktidarının ilk döneminde önemli reformlar yapan AKP’nin ezici çoğunlukla kazandığı 2007 seçimlerinin ardından giderek ‘demokratik otoriter’ bir yönetime yöneldiğini söyledi.

Toplumun İslamlaştırıldığını savunan Türmen, bunun etkilerinin iş dünyasında ve bürokraside görüldüğünü, kadınlar üzerinde baskıların arttığını ve bu durumun diğer din ve etnisitelere mensup gruplar üzerinde hoşgörüsüzlüğü yükselttiğini öne sürdü.

Ergenekon’a eleştiri

Ergenekon soruşturmasına da değinen Türmen, şöyle devam etti: “Ergenekon davası muhalefeti baskı altına alan ve korkutma amacı güden, hükümetin elinde bir araca dönüştü. Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda da problemler ve yargının bağımsızlığı üzerinde baskı baskı var. Toplumdaki tüm bu dönüşüm doğal olarak dış politikaya da yansıyor. Türkiye, Batı dünyasının bir üyesi gibi davranmıyor. Türkiye’nin 20 yılda Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle ilgisi olmayan bambaşka bir ülke olmasından korkuyorum. Eğer böyle devam ederse, korkarım ki daha çok Doğu tarzında, otoriter demokrasiye sahip, sırtını Batıya çevirmiş bir ülke ortaya çıkacak.”

Türmen, hükümetin demokratik açılım çalışmasıyla ilgili bir soru üzerine de şöyle konuştu: “Hükümetin doğru yolda olduğunu düşünüyorum. Kürt sorununa bir çözüm bulunmalı, bu çözümün silahla gelmeyeceği açık. Hükümet de kapsamlı bir yaklaşım geliştirme çabası içinde. Sadece bu değil, Ermeni meselesinde kazanılanlar da önemli, bu da doğru bir hamleydi.” (aa)

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=967475&Date=04.12.2009&CategoryID=78

Sernur'un Yorumu: Gelecek 20 yıla bakmadan önce sormak gerekiyor; geçtiğimiz 20 yılda Türkiye ne zaman demokrasiyi tam özümsemişti ki, şimdi bir geriye gidişten bahsediyoruz?!? Hadi Türmen deyimiyle söylesek bile, Türkiye bürokratik-otoriter zihniyetten, demokratik-otoriter zihniyete doğru yol almıştır. Bu durum dahi bir gelişmeyi göstermektedir. Hiç olmazsa ikincisin de egemenliğin kaynağı millete ve sandığa dayanmaktadır, ya diğeri? Sorumsuz, hesap sorulamayan ve hatta kusursuz; kendi insanına psikolojik savaş uygulayan, umursamayan bir yapı! Keşke sayın Türmen tüm yargıçlar 28 Şubat günlerinde Genelkurmayın salonlarında toplanıp, brifingler verildiğinde de yargının bağımsızlığı elden gidiyor diyebilseydi...Seçilmiş iktidar için atıp tutmak serbest ama askeribürokrasiye/bürokratik yargı zihniyetine gelince "dut yutmuş bülbüle dönülüyor" ne hikmetse?!? Danıştayın son açıklamasına bakıldığında, yargı'nın her türlü kararı eleştiriden muaf olacak; bunu da eleştirse ya sayın Türmen! Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu...Hele ki Ergenekon Davasını içindeki tüm vakıalardan soyutlayarak sadece muhalefete baskı amacıyla oluşturulmuş soyut bir kavram olarak nitelemek, sayın Türmen'in kimliğini taşıması gerektiği Adalet kavramını ayaklar altına alan bir tanımlamadır. Sayın Türmen'e göre iş dünyası İslamileşiyormuş? Bunu hangi veriye ve gözleme dayanarak söylemektedir. Acaba kastetdiği Anadolu şehirlerinden yükselen ve muhafazakar niteliklere sahip ama liberal ekonominin kuralları çerçevesinde harekt eden, Türkiye'deki özel sermaye yapısını değiştiren ve bürokratik-otoriteryanizmin elini zayıf düşüren, ekonomik gelişme midir? Kusura bakmasın sayın Türmen ama böyle bir sosyolojik gelişmeyi, ters takla attırarak "İslamileşme" olarak sunmak, yeni Türkiye'yi anlamamak ve anlatmama çabasında yapılmış bilinçli bir çarpıtmadır.

Sonuçta görülmektedir ki sayın Türmen'in ABD'de yaptığı son birkaç haftadır giderek yoğunlaşan ve Türkiye'nin iç ve dış statükolarının teminine yönelik bir lobi faaliyetinin yeni halkalarından birisidir. Ama bununla beraber Türmen'in şu ifadeleri, kendisinde de bir kafa karışıklığı yaşandığını göstermektedir: “Hükümetin doğru yolda olduğunu düşünüyorum. Kürt sorununa bir çözüm bulunmalı, bu çözümün silahla gelmeyeceği açık. Hükümet de kapsamlı bir yaklaşım geliştirme çabası içinde. Sadece bu değil, Ermeni meselesinde kazanılanlar da önemli, bu da doğru bir hamleydi.” Son derece kritik olan bu konular üzerine giden bir hükümetin nasıl oluyor da Türkiye'yi islamileştirmeye ve otoriteryan bir yönetime kaydırdığı çok can alıcı bir sorudur. Sadece Kürt meselesinin çözümü dahi ki beraberinde Alevi meselesinin çözümü de gelecektir, Türkiye'de özgürlük alanlarının genişlemesinden başka bir sonuca çıkmayacaktır ki böylesi bir gelişme Türkiye'yi önümüzdeki 20 yılda liberal demokrasiye daha çok yakınlaştıracaktır! Tam aksi bir gelişme ise sayın Türmen'in görmek istemediği bürokratik-otoriter iktidarın geri dönüşüne sebep olacaktır ki, bunu sayın Türmen de istemez, değil mi?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder