Dünyanın en güçlü 5 kadını arasında yer alan Sabancı’nın, küresel krizle ilgili değerlendirmelerini dinlerken, onun IMF’nin yeni görevi olan “G-20 ülkeleri koordinatörlüğü”ne büyük önem verdiğini farkettim.
Sabancı’nın en büyük kaygısı, borsalardaki yükselişe aldanarak, ekonomiye sağlanan devlet desteklerinin zamanından önce çekilmesi. 10 bin metre yükseklikteki sohbetimizden önemli satır başlarını, Güler Sabancı’nın kendi cümleleriyle aktarıyorum:
G-20 BİRLİK OLDU:
“Bir yıl önce küresel finans sisteminin çökmesine tamamen yolaçacak, bugüne kadarki en büyük kriz mi diye düşünüyorduk. G-20 ülkeleri, bu korkunun da etkisiyle iyi çalıştı. Kimi hükümet krize daha hızlı müdahale etti, kimi hükümet geç harekete geçti; ama G-20, ana politikalarda birlik olmayı başardı.
FAZLA KAPASİTE SORUNU:
Dünya büyük bir felaketi önledi, ama ciddi bir daralma yaşandı. Ciddi fazla kapasiteler var. Asya’nın ağırlığı ve dünya ekonomisindeki belirleyici rolü arttı. Arz-talep dengeleri yeniden kurulacak...
TOPARLANMA YOK:
Şimdi daha hassas bir döneme giriliyor. Hiçbir yerde toparlanma yok. Toparlanma başladı demek için henüz çok erken. Borsaların toparlanmış olması, ülkelerin toparlanmış olduğu anlamına gelmez.
Amerika borsanın toparlanmasıyla moral buluyor, çünkü borsası derin. Bizim gibi ülkelere de moral veriyor, ama ekonomiye etkisi olmaz. Çünkü bizim borsanın derinliği yok.
KRİZDEN ÇIKIŞ FARKLI:
ABD ve Çin devasa paketler açtı. İngiltere’de ve Avrupa’da devletleşen bankalar ve birçok ekonomide gördüğümüz ciddi paketlerle, finansal sistemin çökmesi önlendi. Şimdi bu devlet desteklerinin ne zaman sona ereceğine ilişkin hararetli bir tartışma var. Bütün ülkelere uyan tek tip bir model yok. Nasıl ki krizle mücadele için ülkeler bazında farklı destekler sağlandıysa, destekler çekilirken de farklı uygulamalar olacak.
IMF’NİN YENİ ROLÜ ÖNEMLİ:
G-20 ülkelerinde exit stratejilerinin (devlet desteklerinin geri çekilmesi) koordinasyonunu IMF yapacak. Bugüne kadar yapılanların heba olmaması için, exit stratejilerinin zamanlaması çok önemli.
G-20 içinde her hükümet, kendi ülkesinin koşullarına göre krizde verdiği destekleri farklı zamanlarda çekecek, farklı reçeteler uygulayacak. Ama bunlar, koordineli biçimde yapılmalı. Bunu izleme görevi IMF’ye verildi. IMF’nin yeni görevi, küresel krizden çıkış için çok önemli.
TALEP CANLANMADAN ASLA:
Exit stratejilerinin uygulanması için henüz çok erken. Mütevazı oranlarda da olsa önce büyüme gerçekleşmeli ve hatta istikrar kazanmalı. Reel canlanmanın inandırıcı göstergeleri ortaya çıkmadan, talep harekete geçmeden hükümetler desteği çekerlerse, bugüne kadar tüm yapılanlar sıfırlanır. Dünya zaten anormal bir işsizlikle karşı karşıya; o takdirde işsizlik daha da artar.”
DESTEK TOPLAMI 10 TRİLYON DOLAR
IMF-Dünya Bankası’nın İstanbul toplantılarını izlemiş bir gazeteci olarak, Sabancı’nın değerlendirmelerini destekleyecek birkaç noktayı belirtmek istiyorum:
Bu kriz ilk kez, kalkınmış ülkelerin kriziydi. Küresel finansal sistem tümüyle çökmesin diye, devletler tarafından sisteme toplam 10 trilyon dolar pompalandı. Bu arada G-20 ülkeleri de belli politikalarda anlaştılar. Şimdi her ülke IMF’ye 6 aylık periyotlarda belli veriler gönderecek; IMF de hepsini altalta koyup G-20 kararlarından sapma olduğu takdirde hem ilgili ülkeyi, hem de G-20 üst yönetimini uyaracak.
Meral Tamer - 28.10.2009 - Milliyet
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder