Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un görüşmesinin ardından başbakanlıkça yayımlanan açıklamada, “Gündemde yer alan ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’na yönelik tartışmalar da değerlendirilmiştir” dendikten sonra şu ifadeye yer veriliyor: “Bu süreçte herkese düşen görev, sürecin sonuçlanmasını beklemek, kişi ve kurumları hedef alan davranış ve yorumlardan kaçınmaktır.”
İyi güzel de, söz konusu eylem planının, Genelkurmay’da görevli bir albay tarafından yazıldığı ortada. Planın fotokopisinin basına sızması üzerine askerin yürüttüğü ilk soruşturma sonucunda, kovuşturmaya gerek görülmeyip, soruşturmanın kapatıldığı bir vakıa. Ardından Genelkurmay Başkanı’nın, plan için, ‘kâğıt parçası’ dediği hafızalarda.
Ayrıca, askerliğini yazıcı olarak yapmışlar dahi bilir ki, tartışma konusu eylem planı gibi bir belgeyi, kurmay da
olsa bir albayın, hele hele Genelkurmay Başkanlığı’nda görevli bir albayın durduk yerde, belli bir emir-komuta
zinciri dışında hazırlaması, vakayi adiyeden değildir.
Başka arkaplan gerçekleri de var tabii: İsviçre ordusundan söz etmiyoruz burada. Askeri müdahalelerle, post-modern darbeyle, e-muhtırayla siyaseti vesayeti altına almış, andıçlamalarla, fişlemelerle, raporlamalarla, kısacası her türlü psikolojik harekât yöntemiyle toplum mühendisliğine soyunmuş bir ordudan söz ediyoruz. Ve yine, darbe planları gün ışığına çıkmış, darbe günlükleri ortalığa saçılmış, biri kuvvet komutanlığı da yapmış generalleri halen cuntacılıktan yargılanan bir ordudan söz ediyoruz.
Nihayet, artık bir de ihbar mektubu var ortada. O mektuba göre, ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ Genelkurmay
2. Başkanı dahil tam da bir emir-komuta zinciri içinde kotarılmakla kalmamış, basına sızınca, yine Genelkurmay’da görevli bir başka ekip tarafından, orijinali dışında, tüm basılı ve sanal kopyaları imha edilmiş... Üstelik aynı mektupta, askeri savcılığın soruşturmayı kapatırken, Başbuğ’un, ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’na ‘kâğıt parçası’ derken öne sürdükleri ‘teknik’ gerekçeleri tek tek ele alınıp çürütülüyor.
‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ ve benzeri çalışmaları askere hak, AKP’ye müstahak görenlere sözüm yok. Ama ‘ihbar mektubu’nda yazılanlar, yakın geçmişte olup bitenlerin ışığında okunduğunda, ‘Yok canım daha neler, bizim ordumuz böyle işlere girmez’ denebilir mi gönül rahatlığıyla?
Hal böyleyken, kişi ve kurumlar, yani rütbeli subaylar ve Genelkurmay hedef alınmayacak da çiçekler ve
böcekler mi hedef alınacak?
Hedef almaktan kast edilen, yargısız hüküm infaz etmekse, kimsenin bir itirazı olamaz elbette. Ama kasıt, tartışma konusu yapmaksa, işte o olmaz... TSK’nın tıpkı demokratik ülkelerdeki siyaset dışı kalmasını istemek, aksi yöndeki söylem ve eylemlerini eleştirmek, neden TSK’yı yıpratma operasyonunun bir parçası haline gelmek olsun?
Bizim hukuk mevzuatımızda, ‘soruşturmanın selameti’ diye bir ilke var. Bir memur, bir belediye başkanı, bir polis, kısacası bir kamu görevlisi, zan altında kaldığında, görevden el çektirilir ki hem toplum vicdanı rahatlasın, hukuki süreç sağlıklı işleyebilsin... Hukuk mevzuatımızın bir başka ilkesi de, ‘Adalet önünde herkes eşittir’ der. Bu ilkeleri hatırlatmak ve gereğinin yapılmasını talep etmek için, neden sürecin sonunu bekleyelim?
‘İhbar mektubu’nda anlatılanlara göre, ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nı soruşturan adli askeri yetkili, bir noktada şöyle diyor: “Biz personelimizi işte böyle koruruz” diyor. Peki biz demokrasimizi nasıl koruruz? Sivil, asker herkesin yanıtına kafa yorması gereken soru bu. Çünkü demokrasiyi koruyamazsak enkazın altında hepimiz kalırız... En başta da sivil otorite.
Bu bağlamda yargı işini yapacak tabii ama tabii ki takipçilikte öncelikli görev siyasi iradenin. Erdoğan, ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın gerçek olduğu ortaya çıkınca, önce “TSK bu lekeyi kaldıramaz” dedi, sonra da, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu ağır bedeli kaldıramaz.” Demokrasiye inancı tamsa siyasi iradenin başı olarak da Erdoğan ikinci bir ‘Şemdinli vakası’nı kaldıramaz, kaldırmamalı.
Erdal Güven - 01.11.2009 - Radikal
Günün Sözü
"Dünya, hayatına insansız başladı, hayatını insansız sona erdirecek."
Claude Lévi Strauss
Claude Lévi Strauss
1 Kasım 2009 Pazar
Çiçekleri, böcekleri mi hedef alalım?
Etiketler:
Başbakan,
demokrasi,
Islak İmzalı Belge,
İhbar Mektubu,
Şemdinli,
TSK
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder