Güneydoğu’da bir sınır karakolunda geçen, Levent Semerci’nin ‘Nefes’ filmi on günde 1 milyonu aşkın seyirciye ulaşmış.
Filmi Başbuğ ve Baykal da izlediler.
Ateş hattındaki çocukların duygularını olanca gerçekliği ve insani boyutlarıyla sinemaya aktarmak, Türkiye’nin Kürt sorununa barışçı çözümleri tartıştığı şu günlerde genç kuşakları salonlara çekebilmek alkışlanacak bir başarı. ‘İki Dil bir Bavul’ da mutlaka görülmeli.
TBMM’nin demokratik açılım konusunda henüz ‘özel oturum’ bile yapmadığı bir dönemde siyasilerin ‘Nefes’i izlemek üzere sinemaya akın etmeleri ve çıkışta, “Bu huzurun bedava olmadığını herkesin bilmesi gerekir” şeklinde demeçlerle askere moral vermelerini anlayabiliyoruz. Onlar sıcak salonlarda film izlerken, sınır birliklerinde eller tetikte şafak sayıp sağ salim ailelerine kavuşmayı bekleyen binlerce genç var.
İstenirse bu savaş bitirebilir!
Çünkü barışa çok yakınız.
Öcalan istediği kadar, “Açılım hikâye” desin, PKK’nın da bu savaşı sürdürecek gücü kalmadı. Çünkü Kürtler de artık silahlı mücadelenin son bulmasını, PKK’nın dağdan inmesini, Güneydoğu’ya barış ve huzur gelmesini istiyorlar.
Leyla Zana’nın sözleri, sembolik de olsa bir grup PKK’lının Habur’dan girişlerinden sonra artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını gösteriyor. Berlin Duvarı’nın yıkılışı Soğuk Savaş’ın sonunu nasıl getirdiyse 1984’te Eruh-Şemdinli baskınlarıyla başlayan 25 yıllık çatışmalı dönemin de sonuna gelindi. Zana, Kürtlerin de, PKK’nın da, Genelkurmay’ın da değiştiğini söylerken şöyle diyor:
“Avrupa’da yaşayan bütün Kürtler özgür ve onurlu bir barışla ülkelerine dönmek istiyorlar. İki taraf da telafisiz acılar yaşadı. Herkesin acısını hissediyorum.
Sayın Bahçeli makul bir insandır. Sayın Deniz Baykal’ı da tanırım, yıllardır Türkiye’nin demokratikleşmesi için çaba içerisindedir. Benim istediğim sadece bu konuyla ilgili siyasi kaygılardan uzak bir duyarlılık ve üslup göstermeleridir.”
Zana bunları söylüyorsa, Öcalan’ın “Açılım hikâye, asıl amaçları PKK’nın tasfiyesidir” sözleri hikâye olmuyor mu?
Kuzey Irak’taki gelişmeler ortada, Türkiye Erbil’de konsolosluk açıyor, Davutoğlu ile görüşen Barzani, demokratik açılıma destek veriyor. Bölge hızla normalleşiyor. PKK, silahları bırakmak yerine yeniden katliamlara yönelirse Kürtler bunu hoş görecek mi? Diyarbakır’daki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Osman Baydemir çok iyi bir görüntü verdi; 1 Eylül Barış Mitingi’ndeki “Silahlar sussun, askere sıkılmış kurşun bundan böyle bana sıkılsın derim” sözlerinin arkasında duruyor.
DTP de sürece sahip çıkmalıdır.
PKK saldırmaz, operasyonlar durur ve ‘General Kış’ sayesinde taraflar birbirinden uzak dururlarsa barış kalıcı olur.
‘Nefes’ filmini izleyen siyasiler, karakoldaki çocukların rahat uyumalarını istiyorlarsa Ankara’da çözüm üretmeliler.
Derya Sazak - 01.11.2009 - Milliyet
Günün Sözü
"Dünya, hayatına insansız başladı, hayatını insansız sona erdirecek."
Claude Lévi Strauss
Claude Lévi Strauss
2 Kasım 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder