Günün Sözü

"Dünya, hayatına insansız başladı, hayatını insansız sona erdirecek."
Claude Lévi Strauss

1 Kasım 2009 Pazar

Şükür kavuşturana…

Dört gözle beklediğimiz NBA'in 2009-2010 sezonu nihayet başladı. Eylül başından itibaren değerlendirme ve tahminlere başlayan ve artık sabrı taşan NBA yazarları da, hayranları da rahat bir nefes aldı.




Dört gözle beklediğimiz NBA’in 2009-2010 sezonu nihayet başladı. Eylül başından itibaren değerlendirme ve tahminlere başlayan ve artık sabrı taşan NBA yazarları da, hayranları da rahat bir nefes aldı. Ligin henüz başındayken, ilgimizi çeken pek çok şey vardı. Öncelikle, Hidayet’in Raptors ile ilk maçı. Hidayet’li Toronto Raptors, Cleveland Cavaliers’i yendi. Demek ki diyoruz, LeBron James ile Shaquille O’Neill’in ortak varlıkları takıma iyi gelmemiş. Yükte ağır çeken, sonuçta ağır çekemedi.

Yük derken, Shaq ligin en kilolu elemanı sıfatıyla 147 kg., James ise sadece 113 kg. Raptors karşısında, Boston Celtics’e boyun eğmenin ardından ikinci maçta ikinci mağlubiyetlerini aldılar. Nankörlük etmeyelim, LeBron James gene de kendini gösterdi, 23 sayı attı, triple double yaptı. Ta lise döneminden beri gelişimini, başına gelenleri izlediğim James, bana sanki elimizde yetişmiş gibi geliyor. Nitekim takım da ilk galibiyetini Minnesota Timbewolves’a karşı almayı başardı.

Esas ilgilendiğimiz şahıs olan Kobe Bryant ise, aynı haftada James’ten on sayı fazla atmıştı. ‘Malum şüpheli’, Lakers-Clippers maçından önce de, bütün takım arkadaşları gibi (sanırım Artest hariç) şampiyonluk yüzüğünü

taktı. Bu yüzük Kobe’nin Lakers’la gelen 2000, 2001ve 2002 şampiyonluklarından sonraki dördüncü yüzüğü. Yani henüz, beş yüzük sahibi olan basketçilerle başlayan “En Çok Sayıda Yüzük” listelerine giremedi ama yakındır, bence. O listelerde 11 yüzükle Bill Russell başı çekiyor. Bunu biraz da, Boston Celtics’in 1959 ile 1966 yılları arasında arka arkaya sekiz kez NBA şampiyonu olmasına borçlu. Zaten ilk sekiz sırada hep

o dönemin Celtics oyuncuları var. Maç öncesi yüzük törenine ise, Los Angeles Lakers’a takımın eski oyuncularından Magic Johnson, James Worthy, Norm Nixon, Michael Cooper, Jamaal Wilkes, A.C. Green, Rick Fox ve Robert Horry de katıldı. Hoş bir manzaraymış.

Los Angeles Lakers’a dönecek olursak, Clippers maçında Kobe 33 sayı atarken, o gün 22’nci doğumgününü kutlayan Andrew Bynum da 26 sayı atarak ona eşlik etti. Takımın, şampiyonluk sarhoşluğunu üstünden atamamak gibi bir durumu yoktu. Aslında şampiyonluklara alışkın bir takımdır. Ama son şampiyonluk ertesi maçlarında, 2002-03 sezonunun ilk maçında San Antonio’ya 87-82 yenilmişlerdi.

Ancak Cuma akşamı da Dallas Mavericks’e 94-80 yenildiler ve titreyip kendilerine döndüler. Nowitzki 21 sayı atarken, Kobe ve Bynum sırasıyla 20 ve 14 sayıyla mukabele ettiler. Görüldüğü gibi, yetmedi.

Ne yapalım, biraz kalbimiz kırılsa da, işe heyecan katılması iyidir. Gene de, geçen yıl şampiyonluklarıyla ruhumuzu ısıtan iki kulübümüzden hiç değilse birinin sezon başında sağlıklı bir tablo sunmasından hoşnutuz. Lakers, Kobe/Shaq döneminden beri ilk kez sezona iddialı başlıyor. Kobe, takımının bu yıl da şampiyonluğa ulaşması için canla-başla çalışacaktır. Ben onun bu gayretinin takıma zarar değil yarar verdiğini düşünenlerdenim. Geçen yıl ilk kez MVP seçilmekten de moral bulmuş olsa gerek. Belki de bu payeyi ona asla vermeyeceklerini düşünüyordu. Doğrusu, ben ümidimi kesmiştim.

Ancak, NBA de Lakers’dan ibaret değil, çok şükür. Hepsini aynı heyecanla izliyoruz. İzleyebildiğimiz için de şükrediyoruz. Vaktiyle ağır siklet boks maçları ya da NBA şampiyonluk maçlarını izlemek için ne yapacağımızı bilemezdik. Hilton’da ekip halinde oda tutmuşluğumuz bile vardır. Şimdi, uykusuz kalmak pahasına da olsa (ki, sıkı bir basket seyircisine vızgelir) oturur izlersiniz. Murat ile Kaan’ın yorumlarını dinlemek de cabası. Hatta bazen bütün gece oturmanız bile gerekmeyebilir.

Bazı şehirlerdeki maçları makul saatlerde (örneğin, 11.00’den itibaren) izlemek de mümkün.

Yeni NBA sezonu hayırlı olsun!

Sevin Okyay - Radikal - 01.11.2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder